1. Festivale Genel Bakış
Bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali, üç gün boyunca hem üreticileri hem de sanatçıları bir araya getiren geniş bir programa sahipti. Atölyeler, paneller, sergiler ve tadımlar ilçenin farklı noktalarına yayılmıştı. Ben de bir günümü tamamen festivale ayırdım ve o gün dolaştığım tüm rotayı burada özetledim.
2. Urla Fotoğraf Gönüllüleri Sergisi
Günün ilk durağı Urla Fotoğraf Gönüllüleri’nin hazırladığı sergiydi. Zeytin ağaçları, zeytin toplayan kadınların emeği ve toprağın hafızasını yansıtan fotoğraflar gerçekten etkileyiciydi. Eşim Akın’ın fotoğraf hobisi olduğu için birlikte dikkatle inceledik. Bizim için fotoğraf sadece görüntü değil; bir hikâyeyi anlamanın da yolu.


3. Eski Tamirhane’de Panel
Eski Tamirhane binasında düzenlenen panelde, moderatör Ceyda Düvenci ve Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadin zeytinyağının fizyolojik önemi ve üretim süreçleri üzerine konuştular. Panel sonrası yapılan tadımlarda tüm yağlar çok hoştu ama benim favorim kesinlikle domates aromalı zeytinyağı oldu.


4. Doğal Sofra Urla
Meydanda karşılaştığım ilk stand Doğal Sofra Urla’ydı. Atık yağlardan el sabunu ve yüzey temizleyici ürettiklerini öğrendim. İlk başta tereddüt etsem de ürünlerin kokusu da temizliği de oldukça başarılıydı. Uygulamalı görünce geri dönüşümün ne kadar değerli bir çaba olduğunu bir kez daha hissettim.



5. Sanat Çalıştayı – Monoprint Atölyesi
Festivalin sanat çalıştayı bölümünde ilk olarak monoprint tekniğiyle çalışan ekibi gördüm. Yağlıboya ile hazırlanan yüzeylerden kağıda tek seferlik baskı alıyorlardı. Renkli, enerjik ve hızlı bir üretim ortamı vardı. Öğrencilerin arı gibi çalışmaları izlemeyi çok keyifli hâle getiriyordu.



6. Perihan Duran Hoca ile Katmanlı Baskılar
Perihan Hoca’nın atölyesi günün en ilham veren duraklarından biriydi. Zeytin ağacını oyarak oluşturduğu kalıplarla, matbaa mürekkebi kullanarak katman katman baskılar yapıyor. Her desenin ayrı bir hazırlığı vardı ve tüm süreci sabırla anlattı. Hem ilgiyle karşılandım hem de üretim ritmine yakından tanıklık ettim.


8. Ece Gauer’in Miselyum Çalışmaları
Ece Gauer Hoca’nın miselyum kullanarak yaptığı çalışmalar hem malzeme açısından hem de kavramsal olarak çok etkileyiciydi. Doğu ile Batı arasında kurduğu sanatsal ağ metaforu, miselyumun doğasından çıkan çizgilerle birleşiyordu. Dünyada ilk olması da ilgimi ayrıca cezbetti.


7. Aşir Hoca’nın Zeytin Kökü Heykeli
Beş günde tamamlanan zeytin kökü heykeli gerçekten büyüleyiciydi. Bir yüzünde köylü kadın, diğer yüzlerinde enginar, üzüm ve zeytin dalları yer alıyordu. Urla’nın bütün imgeleri tek bir formda birleşmiş gibiydi. Aşir Hoca hangi kısmını daha çok sevdiğimi sorduğunda kadının yüzünü işaret ettim; çünkü benim için bu yüz, üretimin her aşamasında yer alan kadınların görünmeyen emeğini temsil ediyordu. O da aynı düşünceyle başladığını söyleyince güzel bir an paylaştık. Yan masada kızı Ebrar Hoca’nın ahşap oyma çalışmaları da aynı özenle devam ediyordu.





9. Sohbet Edemediğim Sanatçılar
Kalabalık ve yoğunluk nedeniyle konuşma fırsatı bulamadığım sanatçılar da oldu. Yine de uzaktan izlemek bile festival atmosferine ayrı bir anlam kattı. Her biri genel ruhu tamamlayan görünmez bir katkı sundu.
10. Aryom Kültür Merkezi – Korcan Karar’ın Fotoğraf Sergisi
Günün son durağında Aryom Kültür Merkezi’ne geçtim. Burada Korcan Karar’ın, küratörlüğünü Bahar Eriş Soyoğuz’un yaptığı zeytin temalı kişisel sergisini gezdim. Sepya tonlarında çekilmiş zeytin ağaçları, heykeli andıran kök dokuları ve dalların yıllanmış görüntüsü çok etkileyiciydi. Festivali böyle sakin bir sergiyle noktalamak günü güzel bir dengeyle kapattı.



Festivalin yalnızca bir gününe eşlik etmiş olsam da dolu dolu bir deneyimdi. Urla’nın kültür ve sanat alanındaki canlılığını, üretimin her aşamasındaki emeği ve sanatçıların çeşitliliğini görmek çok değerliydi. Zeytinin etrafında şekillenen bu sanat atmosferi, her köşede başka bir hikâye bıraktı.
